Bakırköy Cezaevi’nde ihlaller artıyor: Yenilebilir tek şey ekmek ve onu da vermiyorlar

  • 09:01 9 Ekim 2018
  • Güncel

 

İSTANBUL - Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki tutsakların revir, beslenme, kişisel bakım ve ortak alan olmak üzere hiçbir ihtiyacını karşılayamadığını belirten Halime T., “Seslerini duyurmak istiyorlar. Baskılar son zamanlarda daha çok arttı” dedi. 
 
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Geçtiğimiz gün Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak edilen kardeşinin ziyaretine giden Halime T., burada yaşadıklarını ve tutsakların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini aktardı. 
 
Görüş günü saat 11.00’a kadar keyfi bir şekilde bekletildiklerini ve cezaevi yönetiminin “telefonlar arızalandı” gerekçesini öne sürdüğünü belirten Halime, "Görüş kabinindeki telefonlar öyle uzun süre arızalanabilecek telefonlar değil. Ayrıca arızanın önceden giderilmesi lazım. Çünkü biliyorsunuz ki şu saatte bu koğuşun görüşü var. Müdürle görüşme sağladığımızda ‘bekleyeceksiniz, yapacak bir şey yok' dedi. Bu sırada bir arkadaş da 'madem görüş kabinindeki telefonlar bozuk, açık görüşe çevirelim' diye belirtti. Müdürün cevabı ise 'Kesinlikle olmaz' oldu. Yaklaşık 3 saat bekledik. Ondan sonra içeride de bizi beklettiler. Saat 10.00'daki görüşten saat 15.00'te çıktık. Aileler çok gerildi. Şehir dışından gelen, savcılık izniyle gelen aileler vardı. Birçoğu görüşe giremedi. Geri gittiler. İçerdekiler iyi mi değil mi diye çok merak ettiler. Haftaya Cuma gününe kadar da çocuklarını göremeyecekler. En çok da anneler üzüldü" diyerek yaşananları anlattı.
 
‘Aramalar tacize kadar varıyor’
 
Arama sırasında maruz kaldıklarına değinen Halime, yaşadıklarını şu şekilde anlattı: “Birçok aramadan geçiyoruz ve her görevli bizi farklı farklı arıyor. Bazıları o kadar arıyor ki tacize kadar varıyor. Buna bir kere itiraz ettim. Aramanın da bir usulü vardır. Bir hafta 10 gün bunun etkisinden kurtulamadım. Açık görüşlerde ailelere ve tutsaklara büyük baskı uygulanıyor. Görüşlerde bizi sürekli yüksek sesle konuşturup gözleriyle taciz ediyorlar. Moralimizi, motivasyonumuzu bozmaya çalışıyorlar. Sudan sebeplerden tartışma çıkarıyorlar. Mesela aile veya küçük çocuklar tutsak yakınlarına bir an önce sarılmak için kapının önünde bekliyorlar. Uzun süre kapıyı açıp görüşçüleri kapıda bekletiyorlar. Tutsakları da içeride kapının önünde bekletiyorlar. Orada bir gerginlik yaratıyorlar. Tutsaklar da yakınlarına yapılan bu muameleye göz yummuyor ve karşı çıkıyor.”
 
‘Doktor kafasına göre ilaç veriyor’
 
Tutsakların maruz kaldığı hak ihlallerine de dikkat çeken Halime, kardeşinin aktardıklarını aktardı. Görüş sırasında kardeşinin başlangıçta konuşmadığını ancak daha sonra dayanamayıp maruz bırakıldıkları baskıları anlattığını söyleyen Halime, tutsakların sağlık sorunlarının devam ettiğini vurguladı. Halime, kardeşinin anlatımlarını ise şu şekilde dile getirdi: "Uzun uğraşlar sonucu revire çıkıyorlar. Muayene olmaya gittiklerinde doktor muayene etmeyi bırakın yüzlerine bile bakmıyormuş. Kardeşim bana, 'Doktor hiçbir şekilde ilgilenmiyor. Kafasına göre muayene etmeden ilaç yazıyor. Aynı ilacı bütün koğuşa veriyor' dedi. Durumları ağırlaşana kadar hastaneye sevk edilmiyorlar. Şöyle ki, verem olan Süreyya Bulut adlı bir arkadaş varmış. Kan kusuyormuş. Tutsaklar demişler ki, 'Arkadaşımız kan kusuyor. Hastaneye sevk edilip tedavi edilmesi lazım.'  Verdikleri cevap şu: ‘Kan kusması yeterli değil. Leğen leğen kan kusması gerekiyor ancak öyle hastaneye sevki yapılabilir.’"
 
Besin ihtiyacında ‘pazarlık’
 
Kardeşinin tutulduğu koğuşta 4 yaşındaki bir çocuğun da bulunduğunu kaydeden Halime, beslenme koşullarının çok kötü olmasından dolayı çocuğun sürekli hastalandığını dile getirdi. Halime, tutsakların durumlarına ilişkin aktarımlarını şu şekilde sürdürdü: "Sağlık açısından büyük problemler yaşanıyor. Kantine de çok büyük oranda zam yapılmış. ‘İstediğimizi alamıyor, maddi açıdan çok büyük sıkıntı çekiyoruz. Param olsa, almak istesem bile yeterli verilmiyor’ diyorlar. Tutsaklara, 'Sen bugün az meyve al, ben sana yarın çok yeşillik vereyim' demişler. Eskiden çok verilen yemek miktarları şuan çok azaltılmış ve soğuk, tatsız bir şekilde veriliyor. Genelde hep aynı yemekler veriliyor, üstelik ekmeksiz. Yenilebilir tek şey ekmek ve onu da vermiyorlarmış. Tutsaklar itiraz edince de 'gidip diğer koğuşlara bakın, diğer koğuşlara ekmek dağıtılıyor' diyorlar. Tutsaklar itiraz ettiği takdirde diğer koğuşlardan ekmek toplanıyor. Ayrıca ekmek pişmeden geliyormuş. Tutsaklar 'Tamam her şeye zam geldi. Oduna da mı zam geldi? Hamur mu yiyelim?' diyerek itiraz etmiş. Bundan çok şikayetçiler."
 
Kişisel alana da müdahale
 
Cezaevindeki hak ihlallerinden birinin de tutsakların kendi imkanlarıyla aldıkları eşyalara el konulması olduğunu kaydeden Halime, radyolara cezaevi yönetimi tarafından el konulduğunu ifade etti. Halime, radyolarını geri almak isteyen tutsakların “gidin kantinden alın ve kulaklık ile dinleyin” yanıtı ile karşılaştığını söyledi. Kantindeki radyoların fiyatlarının oldukça yüksek olduğunu kaydeden Halime,  fiyatı 5 TL olan bir eşyanın cezaevinde 40 TL’ye satıldığını sözlerine ekledi.
 
‘Baskılar son zamanlarda daha çok arttı’
 
Tutsaklara mektupların da verilmediğini kaydeden Halime, şöyle dedi: "Biz buradan mektup gönderdiğimiz zaman ertesi gün cezaevinde oluyor. Ama arkadaşlar mektuplarını 1 ya da 2 ay alamıyor. Tüm bunlardan çok şikayetçiler. Seslerini duyurmak istiyorlar. Baskılar son zamanlarda daha çok arttı.”