TGS: Gazeteciler Türkiye tarihinin hep kötü çocukları!

  • 09:06 12 Ekim 2018
  • Güncel

 

İSTANBUL / DİYARBAKIR - TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu’ndan Gülfem Karataş, gazetecilerin tutuklanma ve gözaltına alınmalarına gerekçe gösterilen ihbarların kim tarafından nasıl yapıldığını sorarak, “Neyle suçlandıklarını bilmeden kendilerini savunmalarını bekliyorlar. Davan var ama ne davan olduğunu bilmiyorsun. Böyle absürt bir durum içerisindeyiz. Türkiye tarihine baktığımızda hep gazeteciler suçluydu, hep onlar kötü çocuktu birileri tarafından” dedi.
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 9 Ekim’de gazeteci ve siyasetçilere yönelik eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyon kapsamında 183 adrese baskın yapıldı, hakkında arama ve yakalama kararı bulunan 151 kişiden 127’si gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 8’i gazeteci. Gözaltında tutulanlarla ilgili açılan soruşturmaya gizlilik kararı getirildi.
 
Operasyonun yapıldığı günlerde Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Seda Taşkın’ın tutuklu yargılandığı davanın da karar duruşması görüldü. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Seda’ya “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüte üye olmamakla beraber yardım ve yataklık yapmak” iddialarıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Gazetecilere yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalara tepki gösteren Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ Komisyonu üyesi Gülfem Karataş, Diyarbakır merkezli yapılan operasyonun yanı sıra 7 Ekim’de TGS üyesi Çağdaş Kaplan’ın hiçbir açıklama yapılmadan gözaltına alındığını yine 10 Ekim’de MA Muhabiri Seda Taşkın’a 7 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini hatırlattı.
 
‘Bu ihbarları kim, nasıl yapıyor?’
 
 Gazetecilik faaliyetlerinden dolayı Seda’ya verilen cezaya dikkat çeken Gülfem, “Türkiye’de bir laf vardır. ‘Ekmek aslanın ağzında’ diye. Aslında gazeteciler için ekmek yok, bitti. Türkiye’de gazetecileri bu duruma getirdiler. Bezdirmek için, yıldırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Hem hükümet, hem de devlet tarafı her şekilde gazetecileri meslekten soğutmak adına elinden geleni yapıyorlar. Seda Taşkın’a gözaltı kararı çıktığında hakkında ‘ciddi ihbar var’ denilerek gözaltına alınmıştı. Yine Diyarbakır merkezli yapılan operasyonda gazeteci arkadaşlarımız ihbarlar sonucu gözaltına alındı. Bu ihbarları kim yapıyor? Nasıl yapıyor? Gizli tanık deniliyor bu gizli tanıklar kim? Ne beyanlarda bulunuyor? Hiçbir şekilde açıklanmıyor. Bu aslında siz suçlu değilsiniz ama kendinizi kanıtlayın demek oluyor. Gazetecileri, ihbar sonucu gözaltına alındıklarında kendilerini savunmasını istiyorlar. Ama neyle suçlandıklarını bilmeden nasıl bir savunma yapılabilir. Aslında Kafka’nın kitaplarına dönüyor bu. Davan var ama ne davan olduğunu bilmiyorsun ve suçsuzluğunu kanıtla. Böyle bir absürt durum içerisindeyiz. Şuanda 143 gazeteci cezaevinde. Bu rakamlar çok ciddi” diye konuştu. 
 
‘Söylenenleri ortaya çıkardığın için suçlu oluyorsun’
 
Gazetecilerin yaptığı haberlerle suçlandığını vurgulayan Gülfem, Seda Taşkın’ın da bu kapsamda yargılandığını ve ceza aldığını dile getirdi. Gülfem, şöyle dedi: “Seda Ankara’da arkadaşıyla yaptığı konuşmada ‘Haber bulamıyorum’ diyor. Bu dava hakimi tarafından ‘örgüt propagandası’ yapılamıyor, denilerek suçlama yapılıyor. Bu çok ciddi bir suçlama. Gazetecinin kaynağı haberdir. Haber kaynaklarını açıklama gibi bir zorunluluk yoktur. Haber yapmak dışında arkadaşıyla dertleşirken bunu söylüyor. Diyor ki haber bulamıyorum. Dava sonuçlandı 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Yani ‘örgüt üyesi’ değilsiniz ama ‘örgüte yardım’ ediyorsunuz. Yani böyle bir suçlama nedeni de yok. Gazeteci gazetecilik görevini yerine getirir. Bu propaganda değildir. Kendi haber kaynaklarının beyanlarını ortaya koyar. Gazeteciler, eğer gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanacaksa, tutuksuz yargılanmalıdır. Çünkü bizler görevimizi yapıyoruz. Hiçbir şekilde gazetecilik faaliyetimizden dolayı yargılanmamız mümkün değildir. Bu şuna dönüyor çünkü bir süre sonra, her isteyen her istediğini söylüyor, sen bu söylenenleri ortaya çıkardığında sen suç oluyorsun. Hayır biz işimizi yerine getiriyoruz.”
 
‘Daha güçlü bir ses çıkarabilmek için bir arada durmalıyız’
 
Yıllardır gazetecilerin hep suçlu olarak görüldüğünü kaydeden Gülfem, “Türkiye tarihine baktığımızda hep gazeteciler suçluydu, hep onlar kötü çocuktu birileri tarafından. Bu birileri hep iktidar tarafı oluyor. Aslında gazetecilik yapmaya başladığımızda hepimiz bunu biliyorduk. Biz kötü çocuğuz. Biz evin istenmeyen evladıyız. Ama biz doğruları söyleyen insanların yanlışlarını yüzüne vuran tarafız. Bu yüzden aslında gazetecilik illegalize ediliyor. Gazetecilerin istediği çok net aslında. Barış istiyoruz. Haklarımızı istiyoruz. Özgürlüklerimizi istiyoruz. Bunu tüm toplum için istiyoruz. Daha iyi bir dünya daha iyi bir Türkiye için istiyoruz. Kötü giden bir taraf varsa bunun düzeltilmesi için, kamuoyu oluşturmak için bu görevi üstleniyoruz. Hem de farkındalığı arttırmak için ama hep birilerinin çıkarına ters düştüğümüz için illegalize ediliyoruz. Şöylede bir gerçek var. Ne kadar biz birbirimize omuz verirsek, ne kadar dayanışmayı güçlendirirsek, ne kadar bir arada durup hayır bu böyledir. Biz gerçekleri söylüyoruz demeyi başarırsak o zaman iktidarın parasını gücünü kayıp etmek istemeyenlere daha net bir tavır sergileriz. Ama bugün gazeteciler de aslında bir şeylerini kayıp etmek istemeyenler tarafından çok güzel bölünüyorlar. ‘Sen şusun sen busun, şöylesin’ denilerek gazetecilerin illegalize edilmesi meşrulaştırılıyor. Bunun ardından gazetecilerin bir arada durması engelleniyor. Biz önce gazeteciler olarak bir arada durmalıyız. Ardından daha güçlü bir ses çıkarabileceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı. 
 
‘Seda’nın yapamadığı haberi dahi suç olarak gösterildi’
 
MA editörü Dicle Müftüoğlu ise, Seda’nın yapamadığı haberin dahi suç olarak gösterildiğini belirterek, “Mahkemenin almış olduğu karar gazetecilik mesleğine yönelik alınmış siyasi bir tavırdır” dedi. Seda'nın hasta tutsak Sise Bingöl ile ilgili yaptığı haber takibinin dahi mahkemece suç sayıldığına değinen Dicle, Seda’nın yapamadığı haberden bile suçlu bulunduğunu söyledi. 2 gün önce Diyarbakır merkezli düzenlenen siyasi operasyonlara işaret eden Dicle, şöyle dedi: “Gazetecilik mesleği illegalleştirilmek isteniliyor. Birçok meslektaşımız şuan gözaltında tutuluyor. Bu gözaltı ve baskılar bizleri yıldırmayacak. Bizler gözaltına alınan ve tutuklanan arkadaşlarımızın kalemleri ile haberlerimizi yapmaya devam edeceğiz."