ÖÇAV cinsiyet eşitlikçi bir Baro için aday: Sözümüz tüm eril yargıya

  • 09:11 16 Ekim 2018
  • Güncel

 

Habibe Eren 
 
ANKARA - Ankara Barosu’nun yeni yönetimine ÖÇAV'dan aday olan Dilek Mıdık, kadın bakış açısının ve kadın dilinin hâkim olduğu bir düzen için aday olduklarını belirterek, “Elbette ki değiştirmek istediğimiz birçok şey var ancak öncelikli olarak sözümüzü sadece Baro’ya değil tüm eril yargıya da söylüyoruz. Eril düzen içerisinden kadınları kurtarmak için adayız. Engelsiz bir adliye için biz varız” dedi. 
 
Ankara Barosu 21 Ekim’de gerçekleştireceği genel kurul ile yeni yönetimini seçecek. “Biz hazırız” sloganıyla Ankara Barosu yönetimine talip olan Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar (ÖÇAV), ikinci kez seçime girecek. Daha eşit ve özgür bir Baro isteyen ÖÇAV grubu, kadın aday sayısı ile dikkat çekiyor. ÖÇAV grubunun yönetim kurulu adaylarından Avukat Dilek Mıdık, ÖÇAV'ın baro seçimlerindeki konumu, mücadele alanları ve iddialarını anlattı.  
 
‘Sözümüzü tüm eril yargıya söylüyoruz’
 
ÖÇAV’ın en başından itibaren seçim listesinde kadın kotası uyguladığını belirten Dilek, bu anlamda listenin çoğunun kadınlardan oluştuğunu söyledi. Dilek, “ÖÇAV olarak Baro’da elbette ki değiştirmek istediğimiz birçok şey var ancak öncelikli olarak sözümüzü sadece Baro’ya değil tüm eril yargıya da söylüyoruz. Hem hâkim, savcılar düzeyinde de hem de HSYK anlamında hem de Yargıtay anlamında” dedi.
 
Kadın avukatların hem kadın olmaktan kaynaklı hem de avukatlık mesleğinin getirdiği birçok zorlukla baş etmek zorunda kaldığını vurgulayan Dilek, aynı zamanda kadınlar aleyhine gelişen tüm yargılama süreçlerinde söz söyleyebilmek için aday olduklarını ifade etti. Baroların seçim dönemlerinde kadını ötelediğini kaydeden Dilek, “Tüm baro adaylarının içinde kadınlar var ama bir vitrin görüntüsü olarak yer alıyor. Bizim dışımızdaki grupların içinde iki tane kadın arkadaşımız var ve genelde onlar yan tarafta duran, olaya müdahil olmayan ve karar mekanizmasında yer almayan bir konumda tutuluyor. Baro’nun Kadın Hakları, Çocuk Hakları ve Avukat Hakları komisyonlarında söz söylemeyen genelde biraz daha uzağında durup erkek yöneticilerin belirlediği bir sistemden seçilerek çıkıyorlar. Biz bunu ters yüz etmeyi düşünüyoruz. Bütün deklarasyonumuzda kadın dilinin hâkim olduğu, kadın bakış açısının temel alındığı bir söylemle adayız” diye konuştu. 
 
‘Özellikle kurgulanmış bir korkutma mekanizması var’
 
Son süreçte iktidarın boşanma ve nafaka düzenlemeleriyle birlikte kadın avukatlar olarak boşanma sürecinde birçok sorun yaşadıklarını ifade eden Dilek, “Bir de kadınların yaşadığı sorunlara tanık olma meselesi var. Bizi şu aşamada yaralayan şey; kadınların yargıda ezilme durumu. Bir boşanma sürecindeki kadınların durumu bir de Ağır Cezalarda kadın cinayetleri karşısında kadınların öldürülmesi, yaralanması ya da kadınların özsavunma hakkını kullanırken yaşadığı tüm o eril sistemin baskısı. Dolayısıyla biz öncelikli olarak son zamanlarda nafaka ile ilgili ortada bir tartışma döndüğünü biliyoruz. Kadınların neredeyse boşanmamaları için özellikle kurgulanmış bir korkutma mekanizması bu. Her önüne gelen ‘ben şiddete uğradım diye boşanmasın’ diye bir gözdağı. Boşanma davalarında kadınların zincirlerin içinde ezilme durumu söz konusu” ifadelerini kullandı.  
 
‘Özsavunma hakkını kullanan kadınlar konusunda hassasız’
 
Birçok dosyada gönüllülük düzeyinde kadınların haklarını savunduklarını aktaran Dilek, kadınların eril düzen içerisinde hapsolmamaları için mücadele ettiklerini vurguladı. Dilek, bununla birlikte ikinci aşamada en çok zorlandıkları konunun kadın cinayetleri dosyaları olduğunu söyleyerek, bu konuya ilişkin ise şunları belirtti: “Kadınların öldürüldüğü dosyalar var bir de kadınların öldürülmekten kıl payı kurtulduğu karşı tarafın ölümüyle sonuçlanan bazı dosyalar var. Kadın mücadelesi ve avukatların mücadelesiyle bir şekilde kurtarılmış bir kaç dosya var. Özsavunmadan dolayı birkaç beraat verilen dosya var. Yargıtay bunları bozdu. Sebebi tabi ki yine eril yargı. Çünkü ‘Bunun önüne geçemeyiz bu halde birçok kadın kocasını öldürecektir. Bu durumda hem yargının iş gücü artacaktır hem de aile kurumuna büyük bir zarar verilecektir’ gerekçesi ile bozuldu.  Baro’ya aynı zamanda ‘kasten cinayetle’ yargılanan bu kadınların yanında olduğumuzu bildirmek için de talibiz.  Kadınları öldürüp sonrasında indirim taleplerinde bulunan ve cezasızlıkla yüz yüze kalan kadın cinayetleri konusunda ÖÇAV olarak hassasız. Çünkü biz birçok dosyada Baro’yu çağırmamıza rağmen müdahil olmaktan çekiniyor. Eril düzen içerisinde ezilmişliğinden kadınları kurtarmak için adayız.”
 
‘Baroları ‘baroculuk’ zihniyetinden kurtaracağız’
 
Baro’nun birçok komisyonu olduğunu ve bu komisyonların doğru işletildiği takdirde eril düzen içerisinde hem çocukların mağduriyetini hem de kadınların mağduriyetini hukuki destek sunarak giderebileceğini vurgulayan Dilek, “Fakat bu mekanizmalar ‘baroculuk’ dediğimiz zihniyetle yönetiliyor olması kadın komisyonlarını da çocuk komisyonları da etkin çalıştırmıyor. Kadın ve çocukların yanı sıra stajyer avukatların da birçok sorunu var. Stajyer avukatların çalışamaz hale geldiği sistemin içinde boğulduğu bir çark var. Ve bu çarktan kimse çıkamıyor. Baroculuğu 40 yılda bir ‘bir şey olursa basın açıklaması yapalım’ zihniyetinden kurtarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Tüm komisyonları etkin kullanacağız’
 
Özellikle çocukların hâkim ve savcıların insafına bırakılmadığı, avukatların da yargılamada etkin bir şekilde olduğu ve çocukların korunduğu yasal düzenlemelerin olduğunu ancak çocukların bu yasal düzenlemelerin arasında kaybolduğuna vurgu yapan Dilek, şöyle devam etti: “12-13 yaşındaki çocukların duruşma önlerinde korkuyla titrediğini görüyoruz. Esasında duruşmaya bir sosyolog ve psikolog ile girmeleri gerekirken bu konuda bizim önceliğimiz Çocuk Hakları anlamında önemli.  Baro’da Kadın Hakları Komisyonu’nun işlettiği ve ‘gelincik’ dedikleri bir proje var. Ama bunun dışında aslında CMK’den ve ‘gelincik’ projesinden atanan arkadaşlar var. Fakat bu arkadaşlarımızın çoğu yeterince eğitimli toplumsal cinsiyet konusunda perspektif sahibi değiller. Genel de bir ihmalle beraber çok fazla mağduriyet yaşanıyor. Eğer biz Baro seçimlerini alırsak tüm komisyonları etkin kullanacağız. Buralarda çalışma yürütecek olan kişileri akademisyen, sosyolog ve psikologlarla etkili bir eğitimden geçirerek beraber ortak bir eğitim komisyonu oluşturacağız. Dosyaya giren arkadaşların eğitimini önceliyoruz. Ve bu konuda bir çözüm olacağını düşünüyoruz.” 
 
ÖÇAV, seçim öncesi hazırladığı broşürde hedeflerini ise şöyle sıraladı: 
 
* Savunmayı ve özgürlükleri savunan, siyasi iktidara biat etmeyen bağımsız baro ve barolar birliği için biz varız.
 
* Savunmanın hakları için biz varız.
 
* Cinsiyet körü olmayan bir baro için biz varız.
 
* Stajyer, genç ve ücretli çalışan avukatların hakları için biz varız.
 
* Merkezi, tek, engelsiz adliye için biz varız.