Avukat Gülbin Şahin: Dışardaki şiddet cezaevlerinde iki kat artıyor

  • 09:01 3 Kasım 2018
  • Güncel

 

MARDİN - Dışarda topluma yönelik arttırılan şiddetin cezaevlerine iki kat daha fazla yansıdığını belirten Avukat Gülbin Şahin, “Hak ihlalleri hemen hemen her cezaevinde var. Şiddetin gücü hissettirilmeye çalışılıyor. İşkence gören müvekkillerin dosyalarını inceleyerek Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) sonuç alınmadığı takdirde AİHM’e taşıma yönünde ısrarcıyız ve bunu yapmaya çalışıyoruz” dedi. 
 
Türkiye’de 24 Temmuz 2015 tarihinde devreye konulan savaş konsepti ile birlikte toplumda baskılar yoğunlaştırılırken, cezaevlerinde ise hak ihlalleri tavan yaptı. Tutsaklar cezaevlerinde, kaba dayak, işkence, kötü muamele, sevk dilekçelerinin dikkate alınmaması, hastane sevklerinde çift kelepçe, kelepçeli muayene, mektupların sansürlenmesi, kitaplara el konulması, sürgün ve duruşmalara götürülmek yerine Sesli Görüntülü Bilgi İletişim Sistemi’yle (SEGBİS) savunma yapmak zorunda bırakılma gibi birçok hak ihlali ile karşı karşıya bırakılıyor. 
 
Avukat Gülbin Şahin, dışarda yaşanan şiddetin iki katının cezaevlerinde yaşandığını belirterek, “Barış sürecinin bozulmasından bu yana dışarda özgür bir şekilde kendini ifade etmeye çalışan insanlar üzerinden gözaltılar ve tutuklamalar gerçekleştirildi” dedi. Son süreçte yoğunlaştırılan siyasi soykırım operasyonlarına dikkat çeken Gülbin, “Maalesef cezaevlerinde hak ihlalleri kendini daha fazla göstermiş durumda. Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi ve Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde müvekkillerimizle görüşmeler gerçekleştirdik. Buradaki müvekkiller, işkencelerin sistematik bir şekilde yapıldığını, tek hücrelere alındıklarını, belli bazı hususlar dayatıldığını ve bunlar yapılmadığında tek hücrelere alındığını, hatta kısa bir süre önce bir tane arkadaşlarının ayrı koğuşa alınarak yaklaşık 15 gün boyunca darp edildiğini ve işkence seslerinin kendilerine dinletildiğini belirttiler. Gittiğimiz Osmaniye Cezaevi’nde şunla karşılaştık; avukat görüş odalarında kamera ve ses kayıt cihazları eşliğinde görüşler sağlanıyor. Cezaevindeki bu durumu tutanak altına almak istedik. Ancak görevliler tutanağı imzalamadılar ve tutanağı müvekkilimize imzalatmaya dahi izin vermediler. Bu şekilde cezaevinden ayrılıp suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldık” dedi.   
 
Patnos Cezaevi’nde kadın tutsaklara sistematik işkence!
 
Patnos L Tipi Cezaevi’ndeki siyasi kadın tutsaklara yönelik kötü muamelenin söz konusu olduğunu kaydeden Gülbin, “Son zamanlarda git gide şiddeti artırmaya başladılar. Bu cezaevinde sıcak su yok ve duş alamıyorlar, kadınların kullandığı ortak alanda kameralar var ve içerideki kameralar hala kaldırılmamış. OHAL süreci bahane edilerek yerleştirilen kameralar, ses kayıtları, yapılan sistematik işkenceler, son süreçte sözde OHAL kaldırılmasına rağmen hala devam etmektedir. Bir diğer husus Nusaybin dosyalarında yaralı olan tutuklular vardı, gözaltına alındıktan sonra işkence gördüler ve Nusaybin davası görüldüğü zaman da kendileri de dile getirmiştiler. Yaralı olanların durumu git gide ciddiyetini korumaya başladı. Şuan Osmaniye Cezaevi’nde o dosyadan kolu kırık ve kopmuş olan bir tutuklu o günden bugüne tedavi edilmiyor. Bir iki defa hastaneye götürülmüş ve hastanede kelepçeli muayene edilmek istenmiş. Kendisi kelepçe ile muayene edilmek istemediğini belirtmesi üzerine, muayene edilmeden tekrardan cezaevine getirilmiş. Orada bulunan hasta tutsaklar kelepçe ile muayene edilmek istemediklerinden dolayı yaklaşık bir yıldır hiçbir şekilde tedavi göremiyorlar. Patnos Cezaevi de aynı şekilde” diye konuştu. 
 
‘Dışardaki şiddet cezaevlerinde iki kat artıyor’
 
Dışarda topluma yönelik şiddet arttırıldığında bunun yansımasının cezaevlerine iki kat daha fazla olduğunu dile getiren Gülbin, şöyle devam etti: “Gözaltında bulunanlara ve tutuklulara şiddetin gücü hissettirilmeye çalışılıyor. Siyasi tutuklular sürekli farklı cezaevlerine sürgün ediliyor. Özellikle de batı illerine sürgün edilerek dosyalarından uzaklaştırılıyor ve SEGBİS ile ifade verilmeye zorlanıyorlar. Savunma yapmak için sadece bir kereliğine mahsus dosyaya getiriliyorlar. Getirildiğinde de ring aracı ile getiriliyor ve yolda darp ediliyorlar. Mahkemelerden şunu talep ediyoruz; müvekkillerimizin yargılandığı yere getirilmesini istiyoruz. Mahkeme ise kamu yararı ve maddi durumu gerekçe gösteriyor. Aslında onların başka illere sürgün edilmesi kamuya zarar verilmesidir ve bunu da kendileri yapıyor. Hak ihlalleri hemen hemen her cezaevinde var.” 
 
Gülbin, çatışmalı sürecin tekrar devreye konulmasıyla gözaltı ve tutuklama operasyonlarının arttırıldığını vurgulayarak, “Bu kişiler cezaevlerine konulduğunda susturulmaya çalışılıyor. Siyasi tutsaklardan kastımızda bu aslında. Özgür bir şekilde ifadesini dile getirmeye çalışan kişilere siyasi tutsak deniliyor. Aynı zamanda iktidara muhalif olan kişilerin tutuklanması demektir. İşkence gören müvekkillerin dosyalarını incelemek ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) sonuç alınmadığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıma yönünde ısrarcıyız ve bunu yapmaya çalışıyoruz. Halkta zaten bu yaşananlara tepki vermekte ve bununla mücadele etmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.