‘Eril iktidar kendisini var etmek için tecridi derinleştiriyor’

  • 09:07 7 Kasım 2018
  • Güncel

 

HAKKARİ - DBP’li belediyelere atanan kayyım zihniyeti ve eşbaşkanlık sistemine yönelik saldırının PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin bir parçası olduğunu belirten DBP PM Üyesi Şehzade Kurt, “Tecrit eşbaşkanlık sistemimize ve kadın iradesine bir saldırıdır. Eril iktidar, eril siyaset, eril zihniyet ve eril dil tecridi ağırlaştırarak kendini yaşamsallaştırmak istiyor" dedi.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit devam ettirilirken, sağlık ve güvenliğine ilişkin herhangi bir bilgi de verilmiyor. İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan Abdullah Öcalan, 27 Temmuz 2011'den bu yana avukatları, 11 Eylül 2016'dan bu yana da ailesiyle görüştürülmüyor. Bu süre içinde kamuoyunda oluşan baskı sonucu kardeşi Mehmet Öcalan, 11 Eylül 2016’da İmralı’ya giderek bir görüşme gerçekleştirmişti. HDP İmralı Heyeti ise, Nisan 2015’ten bu yana adaya gidemiyor.  Abdullah Öcalan’ın avukatlarının işkence ve kötü muamele gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuru da 27 Eylül’de kararını veren mahkeme tarafından reddedildi. 
 
AİHM kararını “uluslararası komplonun güncelleştirilmiş hali” olarak tanımlayan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Şehzade Kurt, tecridin bir insanlık suçu olduğunu vurguladı. 
 
‘Eril zihniyet kendisini yaşatmaya çalışıyor’ 
 
Tecridin Kürt sorununa karşı çözümsüzlük politikalarıyla başladığını ifade eden Şehzade, “Tecrit, Kürt kadınına, Kürt gençlerine ve Kürdistan doğasına saldırmakla sürekliliğini korudu ve hala da devam ediyor. Son 3 yıldır bütün girişimlerimize rağmen hükümet tarafından herhangi bir görüşmeye izin verilmiyor ve engelleniyor. Bu aslında Türkiye demokrasisine vurulan bir darbedir. Mutlak tecrit derinleştikçe ülkedeki kaos ve gerilim daha da tırmanıyor. Tecritte ısrar edenler, ülkeyi bölmekten öteye gidemiyorlar. Belediyelerimize yapılan gasplar ve başlatılan operasyonlar hepsi tecridin birer ürünüdür. Halkın iradesini kimliksizleştirerek, kendi gaspçı zihniyetlerini normalleştirmeye çalışıyorlar. Bizim eşbaşkanlık sistemimize ve kadın iradesine bir saldırıdır. Eril iktidar, eril siyaset, eril zihniyet ve eril dil tecridi ağırlaştırarak kendini yaşamsallaştırmak istiyor" dedi. 
 
‘Söz konusu Kürtler olunca kirli ittifaklar devreye giriyor’
 
AİHM'in kararını kabul etmediklerini dile getiren Şehzade, “Uluslararası komplonun ve ittifakların Kürt halkı üzerinde derinleştiğini ve AİHM'in bu tutumunu komplonun güncellenmiş hali olarak değerlendiriyoruz. Kürt halkı söz konusu olduğu zaman kirli ittifaklar devreye giriyor. Kendi iktidarlarını ve kirli ittifaklarını Kürt halkı üzerinde süreklileştirip var etmeye çalışıyorlar. Kürdistan'da sistemini tecridi ağırlaştırarak var etmeye çalışan sömürgeci güçler, çökertilmiştir” dedi. 
 
‘Kürt halkına karşı soykırım politikası’
 
Ağırlaştırılmış tecridin Abdullah Öcalan şahsında Kürt halkına uygulanan bir soykırım politikası ve Ortadoğu halklarına sunulan özgür yaşam projesine karşı bir saldırı olduğunu dile getiren Şehzade, bir meşruiyeti olmadığına da işaret etti. Ancak Kürt halkının ne yapılırsa yapılsın, hangi saldırılar gerçekleşirse gerçekleşsin imha ve inkar politikalarını boşa çıkardığını söyleyen Şehzade, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Bir ülkede bir halk bir bütünen ‘terörist’ ilan ediliyor. Bizler mücadelemizde haklıyız. Bizler demokratik eylemselliklerimizi bu süreçte daha güçlü kılarak başaracağız. Dünyada Kürt mücadelesi bir aşamaya gelmiş ve bir ivme kazanmıştır. Bu anlamda umutlarımız dinçtir ve direngendir. Tecride karşı mücadelemiz devam edecektir. Bedeli ne olursa olsun haklı mücadelemizden ödün vermeyeceğiz.”