‘GGM’lerde yaşam ve hukuki haklar askıya alınmış durumda’

  • 09:06 29 Kasım 2018
  • Güncel
Sibel Özalp
 
İSTANBUL - Geri Gönderme Merkezleri’nde kalan mültecilerin yaşam ve hukuki haklarının güvence altında olmadığını ve denetim mekanizmasının çalışmadığını vurgulayan Avukat Pınar Konak, "Gönderme merkezlerinde ‘intihar etti’ denen kişiler oluyor, ama intihar mı etti öldürüldü mü bilemiyoruz. Çünkü denetim yok. Bu yüzden birçok kişi ‘burada kalmaktansa ülkeme geri dönerim’ diyor" dedi.
 
Savaş, açlık, şiddet, tutuklama ve cinsiyet eşitsizliği gibi birçok nedenden dolayı ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan milyonlarca insan, ötekileştirme ve ayrımcılığa maruz kalmalarının yanı sıra hukuki ve sosyal olarak da destek alamıyor. Türkiye’de 2014 yılında "idari gözetim yapılacağı" iddiasıyla İçişleri Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan Geri Gönderme Merkezleri’nde (GGM) tutulanlar da birçok sorunla karşı karşıya. GGM’lerde yaşananları, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) Yönetim Kurulu üyesi Avukat Pınar Konak’a sorduk.
 
*Geri Gönderme Merkezleri'nin (GGM) kuruluş amacı neydi? Amaçlarına yönelik uygulamalar söz konusu mu?
 
Geri Gönderme Merkezleri dediğimiz yerler aslında misafirhane. Bu merkezlere gönderilen kişiler misafir ediliyor. Ama pratikte baktığımız zaman burada bulunan kişinin gözaltında ya da cezaevinde bulunan kişiden hiçbir farkı yok. Erişilebilirlik açısından avukatlar cezaevindeki müvekkillere çok daha rahat ulaşabiliyorlar ve bu kişiler aslında yasal olarak hiçbir zemini olmadığı halde birinci dereceden akrabaları dışında kimseyle görüştürülmüyorlar. Telefon aramaları yapılabiliyor. Yiyecek, içecek söz konusu ama bunlar yeterli değil. Mesela cezaevindeki kişiler televizyon izleyebiliyor. Ama Geri Gönderme Merkezindekilerin buna erişim hakları yok.
 
*İstanbul'da nerelerde bu merkezler var?
 
Kumkapı'da Geri Gönderme Merkezi vardı, bilinen adıyla ‘Yabancılar Şube’ diye geçiyordu. Kumkapı hem fiziki olarak hem de diğer noktalarda çok eksik kaldı. Yabancıları, mültecileri kaldırabilecek durumda olmadığı için Selimpaşa, Çatalca'daki Binkılıç merkezleri kullanılıyordu. Yakın bir zamanda Kurtköy GGM açıldı. Selimpaşa GGM'ye kadınlar gönderiliyor. Erkekler ise Binkılıç GGM'ye gönderiliyor. Kurtköy'de ise hem kadın hem erkekler tutuluyor. Toplu alımlarda Kurtköy'e götürülüyorlar. Bunun dayanağı nedir gerekçesi nedir, bilmiyoruz. Ama pratik şu an böyle işliyor. Geri Gönderme Merkezleri dediğimiz yerler sabah 09.00’da açılıp akşam 17.00’de kapanan yerler. Biz bu saatler aralığında müvekkillerimizle görüşebiliyoruz. Ama çok zor şartlarda görüşebiliyoruz. Saatlerce bekleyebiliyoruz. Dosyalara ulaşmamızda fazla sıkıntılar var.
 
*Geri Gönderme Merkezleri sivil toplum kuruluşlarının denetimine açık değil mi?
 
Denetime açık değil. İçeride neler oluyor bu kişiler nasıl yerlerde kalıyor göremiyoruz. İzin vermiyorlar, müvekkillerimizin hangi koşullarda olduğunu görmüyoruz. Görmediğimiz gibi STK'ler de bunun denetimini yapamıyor. Siyasi olarak ya da farklı toplumsal gruplara aitlik açısından kimin kimin yanına konulduğuna ilişkin bir inceleme ya da duyarlı davranma durumu söz konusu değil. Yani bir YPG'li olduğu iddiasıyla alınan kişiyle IŞİD'li olduğu iddiasıyla alınan kişiler aynı odaya konulabiliyor. Bu da şöyle bir baskı yaratıyor; ‘burada kalmaktansa ülkeme geri dönerim.’ Ülkesinde ölümle karşı karşıya olan kişiler, 'kendi isteğimle gönderilmek istiyorum' yazılı evrakı imzalayıp ülkelerine geri gitmek isteyebiliyorlar. Bunlar dışında intiharlar olabiliyor, kendine zarar verme durumları yaşanabiliyor ve maalesef bir avukatın veya bir sivil toplum kuruluşunun içeri girip bunu görmesi söz konusu değil.
 
*'Kendi isteğimle gönderilmek istiyorum' şeklinde bir evrak imzalatılmak istenen bir müvekkiliniz var mı?
 
Evet. Tirbespiyê'den genç bir kadın geldi. Bu kadın Silivri'deki Selimpaşa GGM’ye gönderildi. GGM'ye alırken, zorla genç kadına deport edilmesi için 'kendi isteğimle kendi talebimle iade edilmek, gönderilmek istiyorum' yazılı evrakı imzalattırmaya çalışıyorlar. İmzalattırma işlemi gerçekten çok yoğun baskı içeriyor. Bir şekilde genç kadının ailesi bize ulaştı. Burada çok hızlı hareket etmek zorundaydık. Çünkü kişiler kimi zaman o baskıya dayanamayıp önlerine konan evrakı imzalıyorlar. Bu kadın aslında tam da ikincil koruma dediğimiz statü kapsamında.
 
Bu kişi ülkesine dönerse hali hazırda bir savaş var ve bu kişinin öldürülme durumu söz konusu. Uzak değil çok yakın bir tehlike. Sulh Ceza Hâkimliği'ne bu kişinin Geri Gönderme Merkezi'nden çıkartılması için itirazda bulunduk. Bu kişi başvurusunu da yapmış durumda, yani geçici koruma altındaki bir kişi ve Türkiye'de ikametgâhı var. Ona rağmen Sulh Ceza Hâkimliği hiçbir gerekçe sunmadan bizim talebimizi beklediğimiz gibi reddetti. Daha sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk. Sınır dışı kararının durdurulmasını talep ettik ve kabul oldu. Geri gönderme yasağı içinde bulunan kişiler, hiçbir şekilde bu yasağa uyulmadan gönderilebiliyor.
 
*Gönderme merkezlerinin şehrin dışına kurulmasıyla ilgili sıkıntılarınız oluyor mu?
 
Şehrin dışında olması zaten avukatların çok acil bir durumda buraya ulaşmasını gerektirecek bir hak ihlali olduğu zaman o mümkünlüğü ortadan kaldırıyor. Zaten saat itibariyle 09.00-17.00 arasında devlet kurumlarındaki mesai saati neyse merkezlerdeki mesai saati de öyle. Müvekkilimiz arayıp 'ben burada ölüm tehdidi altındayım' dese bile zaten saat 17.00’dan sonra muhatap bulamıyoruz, o saatten sonra sistem kapanıyor. Müvekkilimiz orada mı, deport mu edildi bunları bilme, öğrenme şansımız söz konusu değil.
 
*Mülteci kamplarında yaşanan sıkıntılardan daha mı fazlasını yaşıyorlar?
 
Mülteci kamplarında bulunan kişilerin birilerine seslerini duyurmaları daha kolay oluyor. Biz İstanbul'daki GGM'lere telefonla ulaşamıyoruz. Bir nevi avukatları da yıldırma durumu söz konusu. Bu kişilerin gözetim altından çıkartılmasını istediğimiz zaman Sulh Ceza hâkimlikleri çoğu zaman yüzde 90 bizim vekâletsiz işlem yapmamızı kabul etmiyor. Birçok Suriyelinin pasaportu yok ve vekâlet çıkarma durumu söz konusu değil. Hem hukuka hem kişiye erişimimiz iki koldan engelleniyor.
 
*GGM'lerde sivil denetim mekanizması nasıl sağlanabilir?
 
Buna ilişkin birkaç defa biz içeri evrak verdik, başvuru yaptık. Dönüş almıyoruz hiçbir şekilde. Buna ilişkin birçok STK'nin de çalışması var. Baktığımız zaman gerçekten zorlayıcı, net talepler söz konusu değil. Ama bu denetlememe durumu gerçekten kişilerin yaşam haklarını ihlale kadar varmış durumda. Gönderme merkezlerinde ‘intihar etti’ denen kişiler oluyor, ama intihar mı etti öldürüldü mü bilemiyoruz. Çünkü denetim yok. Buna ilişkin yapılan soruşturmalarda da henüz somut, olumlu durumlar olmadı. Biz görmedik. Bu denetim için birçok STK zorlayıcı olmalı. Çünkü bu haliyle kişiler GGM'de kalmamak için can güvenliği olmayan ülkelerine geri dönmeyi kabul ediliyorlar, etmek zorunda kalıyorlar.