'Rojava'daki enternasyonal sesin öncüsüydü'

  • 09:01 9 Ocak 2019
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Paris’te 3 Kürt kadının hedef alınmasının tesadüf olmadığını belirten TJK-E Üyesi Rojda Yıldırım, ağız dolusu gülüşü, ele avuca sığmayan enerjisi ve etrafına yaydığı pozitif enerjisiyle tanıdıkları Fidan Doğan şahsında enternasyonalleşen çizgiye mesaj verilmek istendiğini söyledi. Rojda, “Bugün Rojava Devrimi etrafında bir enternasyonal ağ gelişmişse bunda kesinlikle Rojbin arkadaşın büyük payı vardır” dedi. 
 
Fransa'nın başkenti Paris'te 9 Ocak 2013 tarihinde Kürt Enformasyon Merkezi'nde Sakine Cansız (Sara) ve Leyla Şaylemez (Ronahi) ile katledilen Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbin), 19 Aralık 1978 tarihinde gerçekleştirilen ve 7 gün süren olaylar sırasında yüzlerce Alevi'nin katledildiği, yüzlerce ev ve işyerinin ateşe verildiği Maraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Hançıplak (Malo Butan) köyünde dünyaya geldi. Katliamdan 4 yıl sonra yani 17 Ocak 1982 tarihinde doğan Fidan'a büyük halasının ismi verildi. 1984 yılında ise köyün hiçbir geçim kaynağı olmamasından dolayı anne ve babası Fransa'ya göç eden Fidan, 2 kız kardeşi ile birlikte köyde babaannelerinin yanında kaldı. 
 
İlkokul ikinci sınıfa kadar köyde okuyan Fidan, 8-9 yaşlarına geldiğinde bu kez kardeşleri ile birlikte göç yollarına düştü. Yüzünde hiç eksilmeyen gülümsemesi ve mütevazılığı ile akıllarda kalan Fidan’ı çalışma arkadaşı Avrupa Kürt Kadın Hareketi Üyesi (TJK-E) Rojda Yıldırım anlattı. 
 
* Kürdistan Ulusal Kongresi'nin (KNK) Paris Temsilcisi olan Fidan Doğan ile ne zaman tanıştınız?
 
Fidan Doğan ile 2007 yılında Paris'te tanıştım. Şehit düştüğü ana kadar da yaptığı birçok çalışmaya tanıklık ettim.
 
* Fidan çalışmalara ne zaman katıldı? Hangi çalışmalarda yer aldı? 
 
Fidan Doğan, oldukça genç bir yaşta Kürt sorunuyla tanıştı. Çalışmalara katılımı da oldukça genç bir yaşta oldu. 1999 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki uluslararası komplonun yaşandığı, Kürdistan devriminin oldukça kritik ve tarihi bir dönemeçten geçtiği bir süreçte aktif olarak çalışmalarda yer aldı. Bir süre gençlik çalışmalarında bulundu. Daha sonrasında ise katledildiği ana kadar Kürt kadın hareketinin aktif bir üyesi olarak çalışmalarda yer aldı. 2002 yılından sonra da kadın hareketi adına Kürdistan Ulusal Kongresi Paris Temsilciliği görevini yürütüyordu.
 
* Çalışmalarda nasıl bir duruşu vardı? Fidan özellikle hangi yönleri ile bilinir?
 
Fidan Doğan'ı yani Rojbini hepimiz ağız dolusu gülüşü ile tanırız. Ele avuca sığmayan enerjisiyle etrafına sürekli pozitif enerji veren, olumsuzluklarla mücadele etmekten asla pes etmeyen, olay ve olguların pozitif tarafını öne çıkaran, mücadeleci ve azimli bir kadındı. Yürüttüğü hangi çalışma olursa olsun kesinlikle tüm ciddiyetini veren, oldukça disiplinli bir çalışma anlayışına sahipti. Bütün çalışmalara güçlü bir moral ve motivasyonla katılırdı. Bir de Rojbin arkadaşın girdiği her ortamı canlandıran, harekete geçiren, moral veren, herkesi bir şekilde etkileyen bir özelliği vardı. Her zaman canlı ve coşkuluydu. Onu asık suratlı hiçbir zaman göremezdiniz. Sürekli gülümseyen yüz ifadesiyle her açıdan farklı bir insandı. Kendinden emin ve dik duruşluydu. Mücadele doğrularını kararlıca savunurdu. İnandığı bir doğru karşısında inatçıydı, tartışır ve ikna edene kadar peşini bırakmazdı. Herkese bir ‘heval’ deyişi vardı, gerçekten kulaklardan kolay silinmeyecek kadar içten bir ses tonu ve hissedişti. Farkını her açıdan ortaya koymasını bilirdi. Sürükleyici bir yapıya sahipti. 
 
Sadece Kürtler içinde değil Kürt özgürlük mücadelesine sayısız dost kazandırmıştı. Bugün Rojava Devrimi etrafında bir enternasyonal ağ gelişmişse bunda kesinlikle Rojbin arkadaşın dönemindeki emeklerin büyük payı vardır. Birçok insana mücadeleyi sevdirdi. Birçok dost onun sayesinde Kürtleri tanıdı. Birçok gazetede onun verdiği demeçler sayesinde ön yargılar kırıldı. Rojbin örgütlü bir güçtü. Gittiği bütün ortamlarda kesinlikle yeni ilişkiler, yeni ağlar yaratmasını bilirdi. Halk diplomasisine de önem verirdi. Sadece belli ilişkilere kendini sınırlandırmazdı. Yaptığı diplomasi çalışmalarına da toplumu katardı. Bu anlamda toplumsal diplomasinin de nadir örneklerinden biriydi. Ayrıca Kürt kadın hareketinin dış kamuoyunda tanınmasında da büyük emekleri geçti. Birçok feminist grup O'nun sayesinde hareketi daha fazla tanıdı. Katledildiğinde birçok feminist kadın sadece protesto etmekle yetinmedi, aynı zamanda tarifi zor acılar da yaşadılar, gözyaşlarına boğuldular. O'nun duruşu ve yaşam öyküsü aynı zamanda Kürt özgürlük mücadelesinin zorluklarını da anlattı dış kamuoyuna. O'nun sayesinde insanlar Kürt olmanın ne kadar zor ama aynı zamanda onurlu bir duruş olduğunu da daha fazla kavradı. Genç yaşına birçok değerli projeyi ve başarıyı sığdırmış güçlü bir devrimciydi Fidan Doğan. 
 
* Fidan neden Avrupa'da yaşıyordu? Göç etme nedenleri nelerdi?
 
Fidan Doğan, 17 Ocak 1982 tarihinde Maraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Hançıplak köyünde dünyaya gelmişti. Küçük yaşta ailesiyle birlikte Avrupa'ya göç etmek zorunda kalıyor. Tabi özgün olarak Maraşlı olması dikkat çekicidir. Çünkü Maraş, Türkiye ve Kürdistan sınırında yer alan kozmopolit bir kent. Bu kentte yaşayan Kürtlerin büyük çoğunluğu Alevi-Kızılbaş inancına sahip. Yine Kürt özgürlük hareketinin ilk örgütlendiği alanlardan biri. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren asimilasyon politikalarına en fazla maruz kalan coğrafyalarımızdan birini oluşturuyor. Peşi sıra mücadele dinamiklerinin güçlü olmasından kaynaklı pilot bölge olarak seçilmiş bir bölge. 1978’de Kızılbaş Kürtlere yönelik yapılan katliamda Maraş'ın seçilmesi elbetteki tesadüf değil. Gerek farklı inançların gerekse de Tük ve Kürtlerin iç içe yaşadığı bir bölge olduğu için özellikle seçilmiş ve hedef haline getirilmiştir. Maraş Katliamı 12 Eylül darbesine giden koşulları hazırlamakla kalmamış, o dönem özgürlük hareketini de tasfiye etmek için temel üslerden biri olarak seçilmiştir. 
 
Maraş'ta yaşananlar belki katliam olarak nitelendiriliyor ama devamında gelişen politikalar kesinlikle soykırım kapsamına girmektedir. Katliamdan sonra bölge Kürtler açısından neredeyse boşaltılmış, demografik yapısı değiştirilmiş, Kürt kimliği, Alevilik inancı başta olmak üzere yoğun faşizan uygulamalarla bölge tümden insansızlaştırılmak istenmiştir. Bu politikalar sonucunda bölgede yaşayan Kızılbaş Kürtlerin büyük çoğunluğu Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla bu süreçte yaşanan göçler kesinlikle siyasi nedenlerledir. Soykırım politikaların neden olduğu göçlerdir. Fidan Doğan ve ailesinin de göç nedeni budur. Bölge devlet baskıları ve işkencelerden dolayı neredeyse yaşanmaz hale getirilmek istenmiştir. Dolayısıyla hiç bir göç kendiliğinden olmamıştır. Maraşlı Kürlerin yüzde 80’ni yurt dışında yaşamaktadır. O topraklarda yaşayan insan sayısıyla kıyaslandığında göç ettirme politikalarının belli bir strateji dahilinde yapıldığı daha iyi görülecektir. Devletin bu stratejisinden hiç bir değişiklik olmadığını halen günümüzde devam eden Kürtsüzleştime politikalarından da anlayabiliriz.
 
* Paris Katliamı'nda 3 öncü Kürt kadınının seçilmesinin perde arkasında neler var?
 
Bilindiği gibi o dönemde Türk Devleti ve Sayın Abdullah Öcalan arasında ‘müzakere süreci’ başlatılmıştı. Katliam bu sürece denk gelmişti. Aslında bu katliamla müzakere sürecinin tamamıyla Türk Devleti ve AKP Hükümeti’nin bir tasfiye çalışması olduğu daha iyi görüldü. Bir taraftan ‘Kürt sorununu çözüyoruz’ adı altında kamuoyunda farklı bir hava estirilirken diğer taraftan da Kürt hareketi sürekli zayıflatılmaya, tasfiye edilmeye çalışıldı. Paris Katliamı ile ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilerden de açığa çıktı ki katliam emri bizzat devlet ve AKP Hükümeti tarafından verilmiş. 2 yıllık süreçten sonra başlayan özyönetim direniş sürecinde yaşanan bodurum vahşeti AKP Hükümeti’nin uzun süreli bir hazırlığının olduğunu gösterdi. ‘Çökertme Planı’ olarak da basına yansıyan topyekun savaş stratejisinin amacı da ‘barış görüşmeleri’ adı altında asıl niyetler manipüle edilirken diğer taraftan da derin bir hazırlık yapılıyor olmasıydı. Paris Katliamı, devletin ‘çökertme planı’nın başlangıç noktasını oluşturuyordu. DAİŞ'in Rojava'ya saldırması, özyönetim direniş sürecinde yaşanan katliamlar zincirleme bu sürecin halkalarıdır. Ve Paris ile başlayan bu strateji günümüzde hızından hiç bir şey kaybetmeden Kürt düşmanlığı üzerinden devam etmektedir.
 
Tabi Paris’te 3 devrimci Kürt kadının seçilmesi tesadüf değildir. Sakine Cansız, Kürt özgürlük hareketinin kurucu kadrolarından. Direnişçi çizginin ifadesi ve tüm kadınların sembolü olarak gördüğü devrimci bir kadın. Fidan Doğan, Kürtlerin dünya kamuoyuna sesini duyuran nadide bir devrimci. Leyla Şaylamez, bütün Kürt gençlerinin sarsılmaz enerjisini temsil ediyordu. Her 3 kadınla bütün özgürlük dinamiklerine mesaj verilmek istendi. Sakine Cansız şahsında özgürlük hareketinin ideolojik duruşuna, Fidan Doğan şahsında enternasyonalleşen çizgiye, Leyla Şaylamez şahsında ise mücadelenin genç başlayıp genç giden bütün dinamiklerine mesaj verilmek istenmiştir. Kürt özgürlük hareketinin ve Önderliği’nin en özgün tarafı kadın kurutuluşu ve özgürlüğüne dair radikal yaklaşımıdır. Hatta kadın özgürlüğünü devrimin temeli haline getirmiş olmasıdır. Özgürlük hareketinin birçok güçlü tarafı vardır ancak en güçlü ve özgün tarafı ise kadınların ideolojik, özgürlüksel duruşudur. Bu anlamda kadınların seçilmesi de tesadüfi değildir. Her 3 kadın devrimci şahsında özgürlük değerlerine saldırı yapılmıştır.
 
* Fidan'ın hangi çalışmaları yarım kaldı? Çalışmalarda ne gibi aksaklıklar oldu?
 
Fidan Doğan, elbetteki yeri zor doldurulacak bir devrimciydi. Uzun süre tabiki çeşitli zorluklar yaşandı. Ancak çalışma tarzında kolektif olması, diplomatik alanda bilgileri paylaşmasını bilmesi birçok yeni insanı da çalışmalara katmıştı. Şahadeti bütün halkımızda olduğu gibi birçok insanı derinden etkiledi. Bu etki onun başlattığı çalışmaları yarım bırakmama, kesinlikle devam ettirme ve O'na böyle layık olma anlayışını da geliştirmiştir. Katliamdan sonra sadece arkadaşları değil dostlar da O'nun anısına bağlı kalmanın en iyi yolunun O'nun başlattığı projeleri devam ettirmekten geçtiğini biliyordu. Ve öyle de yaptılar. Çünkü Rojbin paylaşımcı tarzıyla hiçbir şeyi kendinde saklı bırakmadı. Paylaştı, komiteler kurdu. Ve yoldaşları bu çalışmaları bir şekilde devam ettirdi. Tabiki O'nun yokluğu ve yerinin doldurulamazlığı zordu. Ancak Avrupa diplomasi çalışmaları halende O'nun yoğun emek ve kazanımları üzerinden yürüyor. Bu alanda çalışan herkes O'nun ayak izini takip ediyor. Rojbin, kadın enternasyonal ağının gelişmesi için çok emek verdi. O'nun bu çalışmaları sayesinde Kürt Kadın hareketi daha geniş bir alanda kadın ağları ve dayanışma grupları oluşturdu. Son yıllardaki dünya genelindeki açılımda kesinlikle Rojbin arkadaşın attığı temeller yön vericiydi.