Bireysel silahlanma şiddeti arttırıyor: Yasal düzenleme şart!

  • 09:01 8 Haziran 2019
  • Okumadan Geçme!
Rengin Azizoğlu
 
DİYARBAKIR - Sosyolog Neslihan Başak, son 4 yılda bin 760 kadından bin 338’inin ateşli silahla katledildiğine dikkat çekerek, “At avrat silah üçlemesi çok bilindiktir ve silahı eline aldığı zaman kişi ‘ben erkek oldum’ algısı ve psikolojine kapılmaktadır. Yasaların bireysel silahlanmaya ilişkin düzenlenmesi gerekiyor” dedi.
 
İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de 2018 yılında 273 bin 447 kişiye silah ruhsatı verildi. 2016-2018 yılları arasında 25 bin 951 silah ele geçirilirken, ruhsatlı ve ruhsatsız silahlarla 3 bin 28 kişi yaşamını yitirdi. Umut Vakfı’nın sene başında açıkladığı rapora göre ise, Türkiye’de son 4 yılda silah kullanımı yüzde 69 arttı. Bireysel silah kullanımını değerlendiren Sosyolog Neslihan Başak, verileri şu şekilde sıraladı: “2015’ten 2018’e kadar bireysel silah kullanımında yüzde 88 artış söz konusu. Ülke genelinde 25 milyon silah kullanımı mevcut ve 25 milyonun yüzde 85’i ruhsatsız. Bununla birlikte 2018’de bin 478 kişi tüfek ile bin 429 kişi ise tabanca ile öldürülmüş. Türkiye silah kullanımının yaygın olduğu ülkeler arasında 14’üncü sırada. En fazla silah kullanılan şehir İstanbul olurken en az ise Şırnak.”
 
‘OHAL’den sonra bireysel silah kullanımı arttı’
 
Bireysel silahlanmanın her geçen gün artarak sürmesinde belli sebeplerin olduğunu belirten Neslihan, bu sebeplerin durumu meşrulaştıran sebepler olarak anlaşılmaması gerektiğinin altını çizdi. Bireysel silahlanmanın sebeplerinden birinin de internetten ateşli silaha ulaşmanın kolay olması olduğunu kaydeden Neslihan, internetten ateşli silah siparişi verilip kargoyla teslim alınabilindiğine dikkat çekti. Neslihan, “İsteyen herkes ruhsat alabiliyor. Ruhsatsız silah kullanımı çok fazla ancak ruhsatlı kullananların da çok sağlıklı bir şekilde kullandığını söylemek yanlış olur. Bireysel silahlanmanın temelinde erkek egemen bir toplumda yaşamamız bulunuyor. Ataerkil kodlarla yetişmiş erkek birey çoğunluğundan bahsedebiliriz. ‘At avrat silah’ üçlemesi çok bilindiktir ve silahı eline aldığı zaman kişi ‘ben erkek oldum’ algısı ve psikolojine kapılır. Silah taşıyan insanlarda bir ayrıcalık, imtiyaz olarak görülüyor. Kendilerini güvende hissediyorlar ve bunun aslında en etkiletici sebebi olarak sunacağımız şey ise güvensizlik. Türkiye’de 15 Temmuz süreci ve Olağanüstü Hal'den (OHAL) sonra bireysel silah kullanımı çok ciddi bir şekilde arttı. Ülkede siyasal, politik ve ideolojik kutuplaşma mevcut ve insanlar maalesef şiddetle kendilerini var edip diyalog kurmadıkları için bu yönteme başvuruyor” dedi. 
 
‘Televizyon ve sinemada savaş dili hakim’
 
Televizyon ve sinemaya bakıldığında sansürsüz bir şekilde silah kullanımının çok yoğun olduğunu ifade eden Neslihan, dizi, film ve reklamlarda ciddi bir savaş dilinin hakim olduğunu belirtti. Neslihan, “Türkiye’de televizyon izlenme oranı çok yüksek. Aileler ne yazık ki çocukları böyle ürünleri izlemeyecek şekilde yetiştirmiyorlar. Çocuklar da ailelerle birlikte o dizileri izliyor ve devamlı uzun namlulu, tabanca ve silah kullanımını özendiriyor. Çok bildik bir örnek vardır; Polat Alemdar. Bir dönem herkes ona benzemişti. Şimdi de herkes Yamaç Koçovalı. Çocuklarda oyuncak silah kullanımı da bunun önünü açan bir diğer sebep. Çocuklar aldıkları bayram harçlıklarını oyuncak silahlara yatırıyorlar. Biz yetişkinler de çocuklara aldığımız hediyelerde cinsiyetçi kodlarla hareket edip erkek çocuklarına silah hediye ediyoruz. Bu oyuncak silahlarının üretim ve reklamlarının sınırlandırılması gerekiyor. Bu haliyle silah kullanımı özendirilen ve teşvik edilen bir şeye dönüşüyor” diye belirtti.
 
‘Denetleyen bir yasa, bir güç yok'
 
Bireysel silahlanma noktasında yasaların yeterli olmadığını ve hukukun işletilmediğini vurgulayan Neslihan, yasaların silah kullanımına ilişkin düzenlenmesi gerektiğini aktardı. Neslihan, “Sagopa Kajmer gençlere hitap eden, topluma hitap eden ünlü bir rapçi. Birkaç hafta önce uzun namlulu silahla fotoğraf çekip sosyal medya hesabında eski eşine tehdit olarak paylaştı. Sagopa Kajmer’i takip edenler, müziklerini sevenler onun taşıdığı silahı da sevecek. Bunun bu kadar açık bir şekilde teşhir edilmesi ‘Bu yasak değil. Ben elimde silahla her yerde dolaşıp istediğimi yaparım’ fikrini uyandırır. Bunu denetleyen bir yasa, bir güç yok. Bunun sonucu olarak da insanlar çok rahat silah kullanıyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Bin 338 kadın ateşli silahla katledildi’
 
Bireysel silahlanmanın kadın üzerinde de doğrudan ve olumsuz etkileri olduğunu söyleyen Neslihan, şöyle dedi: “Son 4 yılda bin 760 kadın katledildi ve bin 338’i ateşli silahla katledildi. Bunun önüne geçmek için yapılması gereken en önemli şeylerden biri 6284 sayılı kanunun ve İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz bir şekilde pratiğe geçirilmesi. Bu sözleşme ve kanun uygulanırsa kökten bir çözüm olmaz ancak ciddi yaptırımlar getirilebilir. Kadına yönelik şiddet kültürel bir ideolojidir. Bu toplumun her alanında karşımıza çıkıyor. Savaş durumunda ‘daha karmaşık ve daha önemli’ göründüğü için kadına yönelik şiddet geri planda kalıyor. Var olan siyasal atmosfer ve çatışma süreçleri bireysel silahlanmayı artmasına sebep olarak kadın katliamlarının önü açılıyor.” 
 
‘Evde silah barındırma eş rızasına dayandırılmalı’
 
Bireysel silahlanmanın önlenmesi için yapılması gerekenleri de aktaran Neslihan, “Öncelikle yasaların bireysel silahlanmaya ilişkin düzenlenmesi gerekiyor. Evde silah barındırma eş rızasına dayandırılmalı. Silah edinme sayısı sınırlandırılmalı ve 1’den fazla silah alma hakkının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu konuya ilişkin kamu spotlarının oluşturulması ve reklamlarda ya da dizilerde bu şekilde önlemlerin alınması gerekiyor. Şiddetin ve silah kullanımının önüne geçilmesi için sübliminal mesajların verilmesi çok önemli. Bir diğer yapılması gereken şey ise silah kullanımının önlenmesine yönelik eğitim ve projelerin hayata geçirilmesi. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı erkeklere ve ailelere verilmek üzere projeler hazırlamalı. Silah taşıma ruhsatı verilirken hakim ve avukat referansı ve şartı konulmalı. Silah satış noktalarına güvenlik kameraları konulmalı. Yine televizyon ve sinemalarda şiddet içerikli görüntülerin olmaması lazım olacaksa dahi bir uyarı mesajının koyulması gerekmektedir” dedi.