GRAVIO Türkiye için ‘ortanın altı’ dedi ama…

  • 09:03 2 Kasım 2018
  • Okumadan Geçme!

 

İSTANBUL - Türkiye raporunu açıklayan GRAVIO’nun “ortanın altı” tespitinin doğru olmadığını belirten KCDP Temsilcisi Gülsüm Kav, “Çocukların kendini cinsel istismardan korumak için ‘ölü’ taklidi yaptığı bir ülke ‘ortanın altı’ olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu zaten bir felakettir ve ‘en kötüsü’ olarak kabul edilmelidir” dedi. Gülsüm, İstanbul Sözleşmesi’nin hiçbir maddesinin uygulanmamasıyla gelinen noktada ise kadınların geleceksizleştirildiğini söyledi.
 
1 Ağustos 2012 tarihinde ilk olarak Türkiye tarafından imzalanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin (İstanbul Sözleşmesi) denetim organı olan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzman Grubu (GREVIO), Türkiye'ye ilişkin ilk değerlendirme raporunu açıkladı. Raporda, "Terörle mücadeleye ilişkin önlemlerin, Türkiye'nin güneydoğu bölgesindeki güvenlik operasyonlarının ve başarısız darbe girişiminden sonra kamu hizmeti sektöründe memurların kitle halinde işten çıkarılması sonucunda insan kaynaklarının azalması gibi çeşitli faktörlerin, kadınların şiddetten uzak bir yaşam sürme haklarını kullanmaları açısından elverişli bir ortam yaratmadığı" ifade edildi.
 
‘İstanbul Sözleşmesi kadınları hayatta tutan can simididir’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerini, Türkiye’de uygulanmama durumunu ve GREVİO’nun açıkladığı raporu, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav değerlendirdi. Gülsüm, İstanbul Sözleşmesi’ne 2011 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin döneminde imza atıldığına değinerek, ilk imzacı ülkenin ise Türkiye olduğunu ifade etti. Sözleşmenin imzalandığı 2011’de Türkiye’de kadın katliamlarında yarı oranında bir düşüş yaşandığını söyleyerek, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için “can simidi” olduğunun altını çizdi. Gülsüm, “2010 yılında ciddi kadın katliamları yaşanıyordu ve Münevver Karabulut, Ayşe Paşalı gibi isimler o dönem katledildiler. Koruma kanunun hiçte koruyucu olmadığı ortaya çıktı. Dolayısıyla o dönemde kadın örgütlerinin de çabasıyla hem kanunlardaki eksikliklerin giderilmesi hem de bu cinayetlerin toplumsal bir sorun olduğu haykırışlarına karşı hükümet olumlu dediğimiz bir adım atmış oldu” dedi. 
 
‘Eşitlik verilerinde sürekli gerilemekteyiz’
 
Sözleşmenin imzalanmasına rağmen maddelerinin Türkiye’de uygulanmadığına tanıklık ettiklerini kaydeden Gülsüm, hükümetin tutması gereken kadın cinayetleri raporunu tam anlamıyla tutmamasından kaynaklı bu raporlamayı Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak düzenli yaptıklarını söyledi. İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye yetkililerine çok büyük sorumluluklar yükleyen maddelerle dolu olduğunu dile getiren Gülsüm, sözleşmenin 4 temel taşının kadınlar açısından çok önemli olduğunu vurguladı. Sözleşmenin 4 temel maddesini ele alan Gülsüm, şunları kaydetti: “İlk madde önleyici tedbirler alınması noktasıdır. Yani kadınların eşit şartlarla yaşadığı bir toplum yaratmak. Kadınları kendi ayakları üzerinde duran bireyler olarak, eşit yaşam şartları olan bireyler olarak ele alırsak şiddet zemini de kalmaz. Ülkedeki eşitliği ölçen veriler var ve o verilere göre Türkiye olarak sürekli gerilemekteyiz. 120’li sıralardayken ülke olarak şuan 130’lu sıralara gerilemiş durumdayız eşitlik verilerinde.
 
İstanbul Sözleşmesi gibi 6284 koruma kanunu da uygulanmıyor
 
Sözleşme’nin diğer bir noktası ise ‘sıcak tehdit varsa korumalısın’ diyor. Baktığımızda bizim 6284 sayılı yenilenen koruma kanunumuz bu sözleşme ruhuna göre hazırlandı. Böylesi somut adımların atılması kadın cinayetlerinde azalmaya neden oldu. Ancak ne İstanbul Sözleşmesi ne de 6284 kanunu Türkiye’de uygulanmıyor. Uygulanmadığı gibi bu son dönemde adeta yasalar hedef haline getirildi. Bazı basın organları tarafından ‘yuva yıkan 6284’ tarzında atılan başlıklarla kadınları koruyan kanunlarda mantık dışı şeylerde yaşıyoruz. 3’üncü madde ise ‘bu iki maddeyi de uygulamana rağmen kadına dönük bir zarar ortaya çıktıysa zararı cezasız bırakma’ diyor. Burada da Türkiye’de uygulanan ‘cezasızlık’, ‘tayt indirimi’, ‘iyi hal indirimi’, ‘saygın tutum indirimi’ meselelerine geliyoruz. Türkiye’de bu derece vicdanı rahatsız edecek suçlarda cezasızlık durumu çok sık yaşanıyor. Şuana kadar saydığımız 3 madde de Türkiye tarafından lağvedilmektedir.
 
‘Türkiye’de kadınlar geleceksizleştiriliyor’
 
Son 4’üncü madde ise ‘tüm maddeleri uyguladın ancak bu kadınları geleceğe dair güçlendir’ diyor. ‘Güçlendirme politikalarını’ somut istiyor 4’üncü madde. Türkiye’de zaten hiçbir maddenin uygulanmamasıyla geldiğimiz noktada kadınları güçlendirme değil daha çok geleceksizleştirildiğini görüyoruz. Kadınların büyük mücadeleleri sonucu ‘Medeni Kanun’, ‘Nafaka Hakkı’, ‘6284’ gibi kazanımlarına çok yoğun tehdit ve saldırı gerçekleşiyor. Sözleşme bize kadınları ‘güçlendir’ dese de Türkiye gidişatı maalesef ki kadınlara hiçbir şey vaat etmiyor. Türkiye’de geçmiş yıllarda kadın cinayetlerinin üstü örtülmeye çalışılırdı ancak bu dönemde ise kadın işsizliğinin üstü örtülmeye çalışılıyor. Türkiye’de istihdam alanında hiçbir zaman iş arama şansına erişememiş çocuk yaşta evlendirilen, ev yükü omuzlarına bindirilen milyonlarca kadından söz ediyoruz. Bu imkana kavuşamadığı için bu kadar milyon kadın istihdam verilerine girmiyor. Geleceğe dönük olarak kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi gerekiyor. ‘Coğrafya kaderdir’ sözünü reddediyorum ve ‘coğrafya kader değildir biz değiştirebiliriz’ diyorum.”
 
GRAVIO: Türkiye ‘ortanın altı’ durumda
 
Tüm yetkililere çağrıda bulunan Gülsüm, somut ve tarifiyle verilen görevlerini yapmaya davet etti. Yıllardır sözleşmenin maddelerini her alanda anlattıklarını dile getiren Gülsüm, bu nedenle her kadın cinayeti, çocuk istismarı, cinsel saldırı davalarına müdahil olduklarını söyledi. Gülsüm, sözleşmenin bu tür davalarda kadın örgütlerini taraf kabul ettiğinin altını çizerek, bu maddeye rağmen çoğu davada kadın örgütlerinin müdahillik talebinin reddedildiğine dikkat çekti. Gülsüm, geçtiğimiz haftalarda bütün imzacı ülkeleri denetleyen GRAVIO Örgütü’nün açıkladığı raporu ise şu sözlerle değerlendirdi: “GRAVIO rapor öncesi Türkiye’deki muhatapları ile görüşmeler yapmıştı. Bizde Platfom olarak Paris’teki toplantıya katılarak görüşlerimizi ve kamudan alamadıkları kadın cinayetleri gerçeklerini verilerimizle sunduk. Nihayetinde örgüt raporunu açıkladı ve Türkiye için ‘ortanın altı durumda’ dedi. ‘Ortanın altı’ söylemi bir ülke için mahcup olunacak bir durumdur. Senelerce durumun vahametine dikkat çekti ve sonuç olarak uluslararası heyette bunu söyledi. En azından bundan etkilenmelerini ve heyetin raporundan hicap duyup yapılması gerekenlere adım atmaları çağrısında bulunuyorum.”
 
Türkiye’de her gün birden fazla kadın katledilirken ve bu gidişata “dur” denilmediği için hak ihlallerinin artması nedeniyle “ortanın altı” söyleminin doğru olmadığını vurguladı. Gülsüm, “Çocukların kendini istismarda bulunan erkekten ‘ölü’ taklidi yaparak koruduğu bir ülke ‘ortanın altı’ olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu zaten bir felakettir ve en kötüsü olarak kabul edilmelidir. Devlet bir an önce kadınları korumak için adım atmalıdır” ifadelerini kullandı.